"Resistance is futile! You will be asimilated!" - A common Borg foreword

30/8/2006 - Cobra manevrası ile alakadar resimler





Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/8/2006 - Vay anam MIG-29 neymiş öyle

Sanırım zamanında mig-29'a (nam-ı diğer FULCRUM) ilgi göstermiş arkadaşlar bu ilginç uçağın karakteristik özelliklerinden biri olan COBRA manevrasını duymuşlardır. Bu manevra dünya üstünde saedce 2-3 uçağın yapabileceği (manevrayı başarılı şekide yapabilen diğer uçakta SU-27 zaten, ki onu da Ruslar imal ediyor.(hiç olmadı bu işi başaran bi uçak daha vardır diye de sayılara aralık kazandırmak için 3 dedim.))ve pilota it-dalaşı sırasında çeşitli avantajlar sağlayan çok ilginç bir manevra.

 

Şimdi manevra şöyle oluyor; pilot az sonra bahsedeceğim uygun koşulları sağladıktan sonra ani bir tırmanma manevrası gerçekleştiriyor. Ancak uçağın o anki durumu ve teknik özellikleri sebebiyle uçak yükselmektense sadece kanat hücum açısını (AoA) 100-110 dereceye kadar yukarı çıkarıyor. Ve doğal olarak kontrollü bir pardö-vitese giriyor. Maksimum 3-4 saniye kadar sonra da sahip olduğu ileri hızdan dolayı uçak manevraya başlamadan önceki doğrultusuna geri dönüyor. Ben bu manevrayı ilk duyduğumda aniden yavaşlamak ve arkadaki düşman pilotu için havada keklik gibi (sitting ducks) hedef teşkil etmekten başka ne gibi bir fayda sağlıyacağını kestirememiştim açıkcası.

 

Şimdik bu konuya fazla devam etmeden önce mig-29'un başka bi özelliğini anlatmak gerek. Bu uçağın mühendisleri nerden akıl ettilerse pilot için bi nevi helikopterlerdekine benzeyen "Bak-Nişan Al" (bunun kesin bi teknik adı vardır ama şimdi araştırmaya üşendiğimden bu terimi bi yerimden uydurdum ama yakıştı gibi.) sistemli bi kask (helmet-mounted target designation system/SHLEM) tasarlamışlar. Şimdi "Nedir bunun olayı peki?" diye soracak olursanız, şöyle ki; bu kask pilota herhangi bir hedefi tam önüne almadan (bunun ingilazcası da boresight ama Türkçesini bilmiyorum şu an.) radarı hedefin üzerine odaklayabilmesini sağlıyor. Tabi bununda yukarı doğru 70-75 derece gibi bir maximum görüş açısı var. Yani pilot yukarı doğru 75 derece ile bakarken bile uygun silahları (özellikle de R-73 (AA-11) ARCHER) hedefe kilitleyebiliyor.

 

Şimdi bu iki özelliğin de tek başlarına pek bi işlevleri yok. Ancak manevra ve silah sistemleri birlikte kullanıldığı takdirde düşman pilotlarının ruhlarına dehşet saçacak bir teknik ortaya çıkıyor.

 

Şimdi şöyle düşünün: Mig-29 unuzun kokpiti içerisinde rahat bir şekilde otururken bir anda karşılaştığınız düşman uçağıyla it-dalaşına başlıyorsunuz, ve birbirini takip eden manevralar sonucunda rakibinizi vurup da düşüremediğiniz için kendinizi askeri havacılıkta "Bilmemne Bilmemne" denen manevra durumunda buluyorsunuz (bunun da kesin bi teknik adı vardır ama buna bi tarafımdan isim uyduracak kadar bile kasmadım (o derece yani)). Bu durumu size şöyle açıklamaya çalışayım:

 

İkinizde yere paralel bir düzlemde, birbirinizi kokpitlerinizden tam 90 derece yukarı baktığınızda görebileceğiniz bir açıda ve kanatlarınız yere tam dik bakacak şekilde kovalıyorsunuz. Bu manevranın özelliği iki uçağında hızları ve açısal hızları değişmediği sürece bu konumun teorik olarak sonsuza kadar devam edebilecek olması (muhtemelen sadece ikinizden birinin yakıtı tükenene kadar (aslında bir iki faktör daha var ama uzatmak istemiyorum.).). Ancak o anda sizin kafanıza birşey dank ediyor. O gün evden çıkarken şanslı kaskınızı (SHLEM) giymişsiniz. Bu da demek oluyor ki düşmanınızı avlamak için COBRA manevranızı icra edebilirsiniz.

 

Tabi bu fikir aklınıza gelir gelmezde hemencik başlıyorsunuz manevranıza ve olaylar şu şekilde gelişiyor:

 

Önce tam yukarı (veya zat-ı muhterem düşman uçağı nerdeyse işte) bakarak R-73 (NATO abi AA-11 diyo buna) ısı güdümlü füzenizi hedefe kitliyorsunuz. Hemen ardından da cobra manevrasına başlıyarak az önce tepenizde gördüğünüz hedefi bir anda karşınıza alarak vakit kaybetmeden füzenizi hedefe sevk ediyorsunuz. Bu arada siz ateşlediğiniz füzenin ateşle-ve-unut (fire and forget) olmasının da verdiği rahatlıkla ve düşman uçağının fellik fellik kaçacak yer aramakta olduğunun bilinciyle uçağı az önceki pozisyonuna geri getiririyor ve şamatayı izliyorsunuz. Tabi çok geçmeden (aradan çok geçerse füzenin menzili yetmez o bakımdan) az önceki zat-ı muhterem (bandit) havada adeta bir havai fişek misali pömkürüyor.

 

Manevra böyle bişey işte. Tabi bu ilk yazım olduğu için herhangi bir hata var mı bilmiyorum. Bi de az sonra resim eklemeyi becerebilirsem konuyla alakalı fotoğrafları görme şansınız da var.

 

Sağlıcakla kalın, Sevgiyle pömkürün.

 

NOT: Yazıyı yazdıktan sonra aklıma gelenler:

1) Manevrayı yapabilen uçak sayısı 2-3 den biraz fazla sanırım. F-22 yanılmıorsam F-16 bile yapabiliyor bu manevrayı.

2) Manevranın tarihi kısmına pek deyinmedim. Konu hakkında az çok bilgim var ama anlatabilmek için detaylı araştırma yapmam lazım.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Neyim Ben?

İnsanlardan ziyade, bizim buralarda sibernetik yaşam formu diye tanımladığımız insanımsı varlıklar arada girsinler okusunlar, efenime söyliyeyim bilgi edinsinler, kah gülmece kah kafasına estii gibi takılsınlar, ya da hiç olmadı ben aklıma gelen antik kuntik şeyleri yazayım da en azından ofis arkadaşlarımın kafasını şişireceğime internetin megabörtlerini pörtleyeyim hesabı oluşturulmuş işkencesel okuma şeyi. Yoksa hakkatten de tanımında yazdığı gibi teknoloji felanla o kadar alakalı değil. Eeeeh bu kadar o

Fleet Members

dungeon dungeon
goddamnia